Close

Apollon Smintheion

Smintheion kutsal alanı, eski çağlarda Troas’ın önemli kült merkezlerinden biridir. Tanrının Troas bölgesinde onurlan-dırılmasını, öncelikle Homeros’un İlyada destanındaki “Leto ile Zeus’un oğlu Apollon, güzel saçlı Leto’nun doğurduğu” anlatımından ve Akhilleus’un büyük öfkesine neden olan olaylardan öğrenmekteyiz. Tanrının fare-sminthos (a^ııv-80Ç) epithetonu ile tanınması, ilk kez Troas bölgesinde karşımıza çıkar. Kültünün Troas bölgesin ilk kez ortaya çıkışı, hiç kuşkusuz bir kuruluş söylencesi ve İlyada destanındaki kimi olayların sağlıklı bir biçimde yorumlanmasında yatar. Apollon kültünün doğuşunda tarlafarelerinin verdikleri zararların ve getirdikleri felaketlerin büyük payı vardır. Apollon güçlü kralları, halklarına karşı yaptıkları haksızlıklardan ötürü farelerle yayılan veba salgınlarıyla cezalandırmasını bilmiş,

hakkın yerine ulaşmasına aracı olmuştur. Mysia dilinde fareye “sminthos” denmesi, Troas’a göç edenlerin bu sözcüğü ve Smintheus kültünü ilk kez burada tanımaları, kültün Troas’a özgü olduğunu akla getirir.

1980 yılında başlayan arkeolojik araştırmalarda; tapınağın üst yapısından tamamen yoksun bırakılmış temeli ve temenos alanının varlığı saptanmıştır. Tapınağın A. Şengören’e ait mengene-yağhane ve bahçesi ile güneybatısında yer alan, Ali Onaran ve Bilal Yıldırım’a ait bahçelerin içinde yer aldığı görülmüştür. 1981 yılında ele geçirilen kolosal bir heykele ait bacak parçası, heykeltıraş Skopas’ın Smintheion ile olan ilişkisine destek sağlamıştır 1982-1983 yılı çalışmaları bizim için çok önemli olan kamulaştırma olayının gerçekleştirilmesi nedeniyle büyük bir coşku içinde yürütülmüştür. Çalışmalar, tapınağın temel yapı tasarımıyla ilgili olarak; temelin volkanik tüf dediğimiz, kolay işlenen hafif malzemeden yapılmış olduğunu ortaya koyar. Daha sonra, temel duvarları arasındaki boş alanların moloz taş-dolgu sistemiyle doldurulduğu saptanmıştır. Tapınağın güneydoğu uzun kenarı üzerinde, okunamayan krepis temelleri gün ışığına çıkarılmıştır. 

1988-1989 yılarında, ilk kez Apollon Smintheus kutsal alanında koruma ve restorasyon ağırlıklı çalışmalar başlamış, anastylose ile ilgili adımlar atılmıştır. Tapınak temenosu içinde, güneybatı girişinin güneyinde, Coşkun Özgünel Sokak’ın sonunda yer alan, Bilal Yıldırım’a ait yağhane Müze-Depo olarak kullanılmaktadır. Tapınağın güneybatı dar-uzun köşesindeki onarım ve anastylose çalışmaları sonunda merdiven sıraları n. basamağa kadar yerlerine konmuştur. 

1993 yılı Gülpınar Apollon Smintheus kazıları yine bir ilke ekip olarak imzasını atmıştır. 31 Ağustos’ta “Apollon Smintheus Tapınağı Depo Müzesi” açılmıştır. 1994 yılında hazırlıklarını tamamladığımız güneybatı köşesine konması planlanan üç sütun özgün yerlerine konmuştur. 1996-2010 yılları arasında devam eden Gülpınar kazı ve restorasyon çalışmaları tapınak dışında T. Takaoğlu başkanlığında sürdürülen “Kalkolitik Gülpınar” ve D. Kaplan tarafından devam ettirilen rezervuar-sarnıç ve Roma Hamamı kazılarıyla devam etmektedir.

SMINTHEION KUTSAL ALANI


Anadolu, Batı kültürünün oluşmasında, uzay çağının yakalanmasında, eski çağlardan bu yana bilge bir toprak olmuştur. Batı ile Anadolu’nun ilk çatışması salt Yunan bir kadının kaçırılması değil, Karadeniz’e açılma ve Anadolu’nun zengin kaynaklarına sahip olma isteğinde yatar. İzmirli büyük ozan Homeros, İlyada destanında, İÖ 1240 dolaylarında yaşanan bu savaşın, on yılının son elli bir gününü anlatır. Troya hiçbir biçimde Batı’dan gelenlerle yıkılmamıştır. Troya’yı yıkan depremler ve yangınlar olmuştur. Anadolu kültürleri böyle bir savaşı, ancak yüzyıllar sonra anımsamış ve atalarına olan borçlarını, kendi özünden çıkan bir destan aracılığıyla ilk kez bir kutsal alanın bütünlüğü içinde betimleyerek ödemiştir. Burası Çanakkale ili Ayvacık İlçesi, Gülpınar beldesi sınırlarında, Bahçeleriçi mevkiinde yer alan Apollon Smintheus Tapınağı’dır. Bu alandaki çalışmalarımızın nedeni, ünik yapının ve onun mimari bütünlüğü içinde can bulan İlyada destanını araştırmaktır. Karanlık Çağ sonrası (İÖ 8. yüzyıl ortası) güçlenen Ege’nin batı kıyıları ve adalarında, daha sonra, Büyük İskender ile başlayan (İÖ 336-323) zamanlarda, adına “Hellenistik Çağ ve Sanatı” dediğimiz, halkın özünden çıkan yeni oluşum; bu toprakların yontucularını, mimarlarını ve nice düşünürlerini hayatımıza katmıştır. Yeni oluşumun güzel örneklerinden biri de Hellenistik Çağ’da Anadolu’nun kuzey köşesinde yer alan Apollon Smintheus Tapınağı’dır.
Troas bölgesinde, Tanrı Apollon’un Smintheus epithetonu ile onurlandırıldığı kutsal alan, Anadolu mimarlık sanatıda, mimarisi ve plastik yapıtlarıyla özgün yapılar içinde yer alır. İÖ 2. yüzyılda oluşan kutsal alanlarda, dinselliğin öne çıkmasının ikinci plana atıldığı, kutsal alanların daha özgür bir biçimde halkın kullanımına açıldığı görülür. Anadolulu mimar Hermogenes’in getirdiği yeni tasarım, bu felsefenin en güzel yansımasını Gülpınar’daki Apollon Smintheus Tapınağı’nda ortaya koyar. Yapı, sütun başlığı altındaki son tambur olarak tanımladığımız, columnae caelata’ları (figürlü sütun tamburları) ve friz bloklarıyla tanınır. Bu mimari elemanlarda betimlenen İlyada anlatıları, yapının diğer bir özgünlüğüdür. Olasılıkla İÖ 2. yüzyılın ortasında yapılan tapınağın kimler tarafından finanse edildiği bugüne kadar sağlam verilerle saptanamamıştır . Tapınak 1866’da mimari yönüyle tanıtılmış, aradan geçen yüzyıl sonunda, 1980 yılında başlanan kazılar, tapınağı tekrar gündeme taşımıştır. Eski çağlarda Aleksandria Troas’a hizmet veren Apollon Smintheus Tapınağı, Roma Dönemi’nde Tuzla Çayı üzerine inşa edilen bir köprüyle işlevini sürdürmüştür. 1980 yılından bu yana süregelen kazılarda, onarım ve sergileme önceliklerdir. 
Coğrafi KonumApollon Smintheus Tapınağı, Kuzeybatı Anadolu’da Biga Yarımadası’nın güneybatı köşesinde, eski adı ile Külahlı, zamanımızdaki adıyla Gülpınar köyünde yer almaktadır. Güneybatıda Baba Burnu’na (Asya’nın en batı ucu, Babakale köyü) Lectum’a komşudur.Apollon Smintheus kutsal alanı, su yönünden zengin olan bugün “Bahçeleriçi” denen yerdedir. Tapınağın üzerinde ve temenos içinde yer alan iki zeytinyağı fabrikası daha sonra (yağhane-mengene) kamulaştırılmış ve tapınağın temeli üzerinde yükselen mengene ise yıkılmıştır. Kutsal Alanın TanımıTanrı Apollon’a ait Smintheion kutsal alanı, 1853 yılında Tro- as bölgesine harita çalışması için gelen İngiliz Admiral R. N. Spratt tarafından bilim dünyasına duyrulur. R. P. Pullan 1866 yılının 13 Eylül-22 Kasım tarihleri arasında “Society of Dilettanti” adına Gülpınar’da kazılar yapar ve tapınağı arkeoloji dünyasına ayrıntılı olarak duyurur. 1980 yılında tekrar başlatılan bilimsel kazı ve onarım çalışmaları bugün de devam etmektedir.  Smintheion kutsal alanı, eski çağlarda Troas’ın önemli kült merkezlerinden biridir. Tanrının Troas bölgesinde onurlandırılmasını, öncelikle Homeros’un İlyada destanındaki “Leto ile Zeus’un oğlu Apollon, güzel saçlı Leto’nun doğurduğu” anlatımından ve Akhilleus’un büyük öfkesine neden olan olaylardan öğrenmekteyiz. Tanrının fare sminthos ( Σμινθεύς) epithetonu ile tanınması, ilk kez Troas bölgesinde karşımıza çıkar. Kültünün Troas bölgesin ilk kez ortaya çıkışı, hiç kuşkusuz bir kuruluş söylencesi ve İlyada destanındaki kimi olayların sağlıklı bir biçimde yorumlanmasında yatar. Apollon kültünün doğuşunda tarlafarelerinin verdikleri zararların ve getirdikleri felaketlerin büyük payı vardır. Apollon güçlü kralları, halklarına karşı yaptıkları haksızlıklardan ötürü farelerle yayılan veba salgınlarıyla cezalandırmasını bilmiş,hakkın yerine ulaşmasına aracı olmuştur. Mysia dilinde fareye “sminthos” denmesi, Troas’a göç edenlerin bu sözcüğü ve Smintheus kültünü ilk kez burada tanımaları, kültün Troas’a özgü olduğunu akla getirir.1980 yılında başlayan arkeolojik araştırmalarda; tapınağın üst yapısından tamamen yoksun bırakılmış temeli ve temenos alanının varlığı saptanmıştır. Tapınağın A. Şengören’e ait mengene-yağhane ve bahçesi ile güneybatısında yer alan, Ali Onaran ve Bilal Yıldırım’a ait bahçelerin içinde yer aldığı görülmüştür. 1981 yılında ele geçirilen kolosal bir heykele ait bacak parçası, heykeltıraş Skopas’ın Smintheion ile olan ilişkisine destek sağlamıştır 1982-1983 yılı çalışmaları bizim için çok önemli olan kamulaştırma olayının gerçekleştirilmesi nedeniyle büyük bir coşku içinde yürütülmüştür. Çalışmalar, tapınağın temel yapı tasarımıyla ilgili olarak; temelin volkanik tüf dediğimiz, kolay işlenen hafif malzemeden yapılmış olduğunu ortaya koyar. Daha sonra, temel duvarları arasındaki boş alanların moloz taş-dolgu sistemiyle doldurulduğu saptanmıştır. Tapınağın güneydoğu uzun kenarı üzerinde, okunamayan krepis temelleri gün ışığına çıkarılmıştır. 
1988-1989 yılarında, ilk kez Apollon Smintheus kutsal alanında koruma ve restorasyon ağırlıklı çalışmalar başlamış, anastylose ile ilgili adımlar atılmıştır. Tapınak temenosu içinde, güneybatı girişinin güneyinde, Coşkun Özgünel Sokak’ın sonunda yer alan, Bilal Yıldırım’a ait yağhane Müze-Depo olarak kullanılmaktadır. Tapınağın güneybatı daruzun köşesindeki onarım ve anastylose çalışmaları sonunda merdiven sıraları n. basamağa kadar yerlerine konmuştur. 1993 yılı Gülpınar Apollon Smintheus kazıları yine bir ilke ekip olarak imzasını atmıştır. 31 Ağustos’ta “Apollon Smintheus Tapınağı Depo Müzesi” açılmıştır. 1994 yılında hazırlıklarını tamamladığımız güneybatı köşesine konması planlanan üç sütun özgün yerlerine konmuştur. 1996-2010 yılları arasında devam eden Gülpınar kazı ve restorasyon çalışmaları tapınak dışında T. Takaoğlu başkanlığında sürdürülen “Kalkolitik Gülpınar” ve D. Kaplan tarafından devam ettirilen rezervuar-sarnıç ve Roma Hamamı kazılarıyla devam etmektedir.

Tapınağın Mimari Yapısı

Pullan’ın da daha önce saptadığı gibi, tapınak üç farklı malzemeden yapılmıştır. Tüf-(limestone) Kabataş, andesit bazalt-(ragstone) Karataş ve mermer. Temeli oluşturan tüfün mermerle karşılacağı her alanda araya andesit bazalt taş konmuştur. Özgünel kazıları sonunda; temel ölçüleri 30,54 [55] x 47,91 m ve stylobat ölçülerini 22,39 x 4°>2m olarak ölçülmüştür. Tapınak bir İon pseudodipterosu ve 8 x 14 sütun sıralı ve 11 basamak üzerinde yükselen podium biçimli alt yapısıyla Anadolu’da Geç Hellenistik Dönem’in önemli kutsal alanlarından biridir. Pullan’ın tapınağın restitüsyonunu yaparken sütun tamburlarındaki eksikliklerin kaynağını bulamaması, bizim için de araştırılması gerekli bir olay olarak karşımıza çıkar. Tapınağın yüksekliği 17,24 m’dir. Üstyapıyı taşıyan sütunlar 7 tamburdan oluşur. Tamburların yüksekliği 8,90 m, kaideyle birlikte 9,696 m, kaideden arşitrava kadar, başlıkla birlikte 10,096 m’dir. Tapınağın Geç Hellenistik Dönem mimarlık sanatı içinde en önemli özelliklerinden biri, İon başlıklarının altında yer alan, plastik bezemeli altıncı tamburun üzerine oturan ve 8 adet ele geçen Columnae Caelatae’ler-dir. Yükseklikleri 0,74 m olarak ölçülen figürlü tamburların beşi Homeros’un İlyada dizeleri-insan figürlü, diğer üçü ise Bukephalİon-Girland bezemeleriyle süslenmiştir. Apollon Smintheus Tapınağı’nda plastik frizler, toplam olarak 19 adet friz blokundan oluşur.

Smitheion Roma Hamamı

Yapı plan açısından, Anadolu ve diğer Roma egemenliği altındaki bölgelerde inşa edilen örneklerden oldukça farklıdır. Özellikle plan ve boyut olarak bu durum bölge açısından da üniktir. Asıl mekânlar hamam planına uygun olarak güneybatı kuzeydoğu yönde uzanmaktadırlar. Bu plan oturtma şekli, Vitruvius’un “Hamamlar için ilk olarak, mümkün olan en sıcak konum seçilmeli yani, kuzey ve kuzeydoğu yönleri dışında bir yön seçilmelidir…” kuralı uygulanmamış, bu kural yerine arazinin durumu göz önüne alınarak planlama yapılmıştır. Ana mekânlar birbirine bitişik ve paralel dört odadan oluşmaktadır Bu düzenlemesiyle Kutsal alanın en üst noktasında yer alan kaynak suyu ve su depoları, suyun kullanımını ve suyla ilgili yapıları gerekli kılmaktadır. Suyun kullanıldığı yapılardan ilki Roma hamamıdır. Hamam, su depolarının kuzeybatısında, tapınağa ise yaklaşık57-60 m’likuzaklıktayer almaktadır. Günümüze kadar bir tek duvarı ayakta kalan hamamın toprak üzerindeki bu kısmı kemer görüntüsü almış ve 2008 yılında bu duvar kazılarak onarımı yapılmıştır. Kazılar sonrasında hem yapının yıkılması önlenmiş hem de kazı çalışmalarıyla büyük bir kısmı açığa çıkarılmıştır. Hamamın iki ayrı evresi vardır ve günümüze ulaşan kalıntılar geç evre hamamına aittir.

Sınıflandırma açısından sıra tipi hamamlar grubunda değerlendirilebilir. Bu plan dizilişi hem mimari anlamda hem deyıkanma aşaması olan ve ılıktan sıcak mekânlara doğru ilerleyen bir sıra takip eder. Anadolu ve Anadolu dışındaki örnekler incelendiğinde benzerini bulmak zordur. Genel anlamda ana mekânların dizilişi dışında diğer örneklerden ayrılmaktadır.

Yapılardaki klasik plan okuma sistemi Smintheion örneğinde sıcak mekândan soğuk mekânlara doğru bir anlatım düzeni tercih edilmiştir. Bu bağlamda caldarium (sıcak mekân), tepidarium (ılık mekân, caldarium ve apodyterium arasındaki ısının kaçmasını önleyen ve fazla sıcak olmayan mekân), soğuksu havuzu içeren frigidarium (soğuk mekân) ve tanımlama amaçlı bir kısmı açılan apodyterium (soyunma veya elbise değiştirme mekânı) olmak üzere üç ana mekân tanımlanmıştır.

PREHİSTORİK SMINTHEION

Apollon Smintheus Kutsal Alanı’nda (Smintheion) sürdürülen arkeolojik kazı çalışmaları sırasında İÖ 5000 civarına tarihlenen bir prehistorik yerleşime ait kalıntılar tespit edilmiştir. Söz konusu prehistorik yerleşim Batı Anadolu kronolojisinde problemli olarak bilinen Orta Kalkolitik Dönem’e tarihlenmektedir. Batı Anadolu kültür tarihinin en az bilinen dönemlerinden biri olan Orta Kalkolitik Dönem aynı zamanda birçok Ege adasının ilk kez yerleşilmeye başlandığı ve Batı Anadolu ve Ege dünyasında kültürel etkileşimlerin ve ticaretin artmaya başladığı bir dönemi temsil etmektedir.

Prehistorik yerleşiminin bölgede bu dönem için geniş sayılabilecek -en az 0.5 hektar gibi- bir alan kapladığı, burada yapılan arkeolojik kazı ve sondaj çalışmalarında belirlenmiştir. Yerleşim başlangıçta bir su kenarında hafif eğimli bir alan üzerine kurulmuştur. Şu âna kadar kazısı yapılan alanlarda ana kaya üzerinde sadece iki mimari evreli tek bir kültür katmanıyla belirlenen prehistorik yerleşiminde taş mimari ağırlık kazanmaktadır. Genellikle kare planlı ve avlulu olduğu anlaşılan bu konutların bazen birbirine bitişik bazen de birbirinden ayrık olarak inşa edildiği  görülmektedir.   Konutların  tabanlarında tespit edilen ocak kalıntıları dışında, konutların içinde ayrıca birer taş döşeli platform ve sınırları duvarla belirlenmiş erzak küplerinin koyulduğu alanlar bulunmaktadır. Konutların önündeki avlularda veya çevreleyen dış mekânlarda çok sayıda tabana açılan erzak ve çöp çukurlarına rastlanılmıştır. Başlangıçta erzak çukuru olan bu unsurlar zamanla çöp çukuruna dönüştürülmüş olmalıdır.Prehistorikyerleşimde sürdürülen arkeolojik kazılar, burada nasıl bir köy toplumunun var olduğu ve burada yaşayan prehistorik inanların ne tür bir yaşam biçimini benimsediği konusunda bilgiler sunmuştur. Kazılar sırasında ele geçen veriler, burada yaşamış prehistorik toplumun tarım, hayvan besiciliği, avcılık, balıkçılık ve midye-istiridye toplayıcılığı gibi farklı ekonomik faaliyetlerle geçimlerini desteklediklerine yöneliktir. Örneğin kazılar sırasında yoğun miktarda evcil koyun, keçi ve inek kemiği ele geçmesi, toprağın ekilip biçilmesi yanında hayvan besiciliğinin de yapıldığını gösterir. Bununla birlikte ele geçen yabankeçisi, yabando-muzu ve alageyik kemikleri yanı sıra çeşitli kuş türlerine ait kemiklerin ise avcılığın da yerleşimin besin ekonomisinde yertuttuğuna işaret eder. Burada balıkçılık ve midye-istiridye toplayıcılığı gibi ekonomik faaliyetlerin de aktif olarak yapıldığı konusunda önemli arkeolojik verilere ulaşılmıştır. Prehistorikyerleşimin deniz kıyısınayaklaşık 1 km uzaklıkta olduğu göz önüne alındığında, deniz ürünlerinin yerel besin ekonomisinde neden tercih edildiği anlaşılabilir.

Seramik geleneğinin üretim teknolojisi açısından oldukça ileri düzeyde olduğu görülmektedir. Genel olarak el yapımı çok iyi perdahlı grimsi-siyah veya grimsi-kahveren-gi seramik geleneğinin belirgin olduğu prehistorik yerleşimde özellikle perdah bezemeli, kazıma bezemeli ve boya bezemeli örnekler dikkat çekmektedir. Seramikler arasında boynuz kulplu çanak ve çömlekler, dört ayaklı kâseler, pencere ayaklı kâseler, minyatür çömlekler, yüksek kulplu çanaklar ve derin çanaklar sayısal anlamda çoğunluktadır. Ayrıca çok iyi perdahlı çanak çömlekler dışında süt ürünleri işlemede kullanılan peynir kapları ve süzgeçler de dikkat çekmektedir.

Prehistorik yerleşimin en ilginç özelliklerinden biri de hasırcılık ve dokumacılıkla ilgili önemli veriler sunmasıdır. Neredeyse bütün çanak çömleklerin kaidelerinde hasır ve yün dokuma negatif izlerine rastlanmıştır. Yapılan çalışmalar, hasır veya dokuma parçalarının büyük olasılıkla çanak çömleklerin şekillendirilmesinde bir tür ilkel çark olarak kullanıldığından, kaideler üzerinde iz bırakmış olduğuna işaret etmektedir.

Yerleşimde ele geçen egzotik olarak nitelendirilebilecek bazı nesnelerin, örneğin uzak coğrafyalarda bulunan Melos adasına ve Orta Anadolu Bölgesi’nde Göllüdağ kaynaklarına özgü obsidiyenler ile mermer kaplara ait parçaların Smintheion’a geldiğinin anlaşılması, uzun mesafeli deniz ve kara ticaretine tanıklık etmektedir. Kalkolitik Dönem Smintheion insanlarının geçimlerini; tarım, hayvan besiciliği, avcılık, balıkçılık ve midye-istiridye toplayıcılığı gibi değişik ekonomik faaliyetler ile sağladıkları anlaşılmaktadır. Ele geçen öğütme ve ezgi taşlarıyla, buğdayın un haline getirildiği, konutlarla ilişkili ocak yapılarında da pişirme işleminin yapıldığı anlaşılmaktadır. Beslenen hayvanların da etinden, sütünden ve yününden yararlanıldığı bilinmektedir. Kazılarda ele geçen gövdesi kevgir gibi delikli kaplar bu besi hayvanlarının sütünden de faydalandığına, peynir yapımına işaret eder. 

Çanakkale yöresi genellikle batı uygarlığının ilk edebi eseri olan ozan Homeros’un İlyada destanına konu teşkil eden efsanevi Troya yerleşimiyle bilinir. Apollon Smintheus Kutsal Alanı’nda yapılan kazılar, tıpkı Kumtepe ve Beşiktepe yerleşimleri gibi, Troya’nın ilk kurulduğu İÖ 3000 yılları civarından yaklaşık 2000 yıl öncesinde yörede ne türyerleşimler olduğu konusunda bilgi vermesi açısından önem arz eder.

Müze

1993 yılında tapınak alanı yakınındaki eski bir yağ işliğinin onarılması ile elde edilen mekân, bir “butik müze” haline dönüştürülmüştür. Kazı çalışmalarının sürdürüldüğü yaz aylarında ziyarete açık olan binada tapınağın İlyada Destanından alınma sahneleri içeren kabartmalı friz blokları ve figürlü sütun tamburları ile Gülpınar beldesi ve çevresinden toplanan arkeolojik ve etnografik eserler sergilenmektedir. Müze, yöre insanının eski eser bilincini geliştirme görevini de üstlenmektedir.

Müze Deponun 2013 yılından itibaren sürekli açık hale getirilmesi çalışmaları devam etmekte ve 33. yıl kazı sezonunda daimi olarak açılması planlanmaktadır.